18 Şubat 2016 Perşembe

Üstün Zekalı Çocukları Başarısızlık Korkusu ile Barıştırmak



Hiç kimse başarısız olmak istemez, başarısızlığa uğramaktan hoşlanmaz.

Üstün zekalı çocuklar için başarısızlık çok daha büyük bir korkudur. Çünkü onlar okulun ilk senelerinde yeteneklerini kullanarak, hiç çalışmadan, kolayca başarılı olurlar. Dersler ilerleyip artık onlar için de çalışma zamanı geldiğinde, başarılı olmak için çalışmaları gerektiğinde, duvara toslarlar.

Kendilerine başarıyı getirecek çabayı sarf edemezler. Bir yandan da başarısız görünmemek için ya en baştan denemeyi reddeder ya da önemsemiyormuş gibi görünürler.

Üstün zekalı çocuklar başarısızlıktan o kadar çok korkuyorlar ki basit bir akıl oyunu oynarken arkadaşına yenildiğini fark ettiğinde bir bahaneyle (genellikle sıkıldım bahanesiyle) oyunu yarım bırakıp, bir daha o oyuna ellerini sürmüyorlar. Ya da felsefe dersinde, diğerlerinden daha iyi olmaz korkusuyla fikirlerini dile getirmekten kaçınıyorlar.

Bu noktada biz Üstün Zekalı Çocuklar Akademisi olarak yaptığımız aktivitelerde başarısızlıkla karşılaşabilecekleri ortamlar hazırlamayı çok önemsiyoruz. Bir oyunda iyi rakip bulmanın ne kadar önemli olduğunu, bunun bir fırsat olduğunu anlatıyoruz.

"Gelişme fırsatı"

İyi rakibin onun oyununu daha iyiye götüreceğini, onu geliştireceğini anlamasını sağlıyoruz.

Onları başarısızlıkla yüz yüze getirdiğimiz bir başka önemli konu da Fen eğitimi. Deney ve projelerimizi her çocuğun kendi düşünmesi ve uğraşması gereken bir yapıyla düzenliyoruz. Çoğunlukla bir yönerge olmadan bir problemi çözebilmek veya yönergeli bir deneyi el becerileriyle yapmak durumunda kalıyorlar.

Bazen bir problemin çözümünü 2-3 hafta hiçbiri bulamıyor. Vazgeçmemeyi öğreniyorlar. Başarısızlık karşısında yenilmemeyi, motivasyonunu kaybetmemeyi, tekrar başlayabilmeyi içlerine sindiriyorlar.

Bazen aralarından biri problemi çözüp projesinin bir sonraki adımına veya diğer projeye geçtiğinde, arkadan gelenler bunu olgunlukla karşılayıp kendi işlerini bitirmeye odaklanabiliyorlar. (Çoğunlukla üstün zekalı çocuklar küçük yaşlarda diğerlerinin kendisinden önce başarmasını kabullenemezler)

Bilim insanlarından bahsettiğimizde onların neleri başardığı değil başarmak için ne kadar uğraştıkları, kaç kez deneyip yanıldıklarını konuşuyoruz.

Yani onları sonuçlara değil sürece ve çabaya odaklıyoruz.

İlkokul yaşları aldıkları sınav notlarının, turnuvalarda aldıkları derecelerin değil, geliştirdikleri becerilerin önemli olduğu yaşlar. Bu yaşlarda becerilerini ve farkındalıklarını geliştirmek, ileride bir bilim insanı, bir öğretmen, bir yönetici olarak alacakları güzel sonuçların garantisidir.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder