25 Ocak 2016 Pazartesi

Ödev yapma, kitabını oku




                     Dördüncü sınıfa geçmişti. Hala okula uyum sağlayamıyor, derste yerine oturmuyor, derste sürekli konuşuyor, sıkılıyor, ödev yapmıyor, defter ve kitaplarını ya evde ya okulda unutuyor, arkadaşlarıyla anlaşamıyor, kısacası bir okulun ve öğretmenin öğrenciden beklentilerini hiçbir şekilde karşılamıyordu.

                Akşama kadar okulda boğuluyor, eve geldiğinde yapması gereken ödevler o küçük omuzlarına çöküyordu. Akşam ne bizimle geçirecek rahat geniş zamanları, ne de kitap okuyup kendini besleyecek bir zamanı vardı. Boş zaman bulup tavana öylece bakıp hayal kurmak ne mümkün… Yedi yaşında minik yetişkinim sabah altıda evden çıkıp, akşam başını yatağına koyduğunda sistemin gerekleri ile kuşatılmış hayatının bir gününü daha bitirmiş oluyordu sadece.

                Yol ayrımındaydım. Ya ona ilaç verip, sisteme uyması için baskı altında tutacak ya da radikal bir şeyler deneyecektim. Ya teslim olacak ya da onu koruyacaktım. İlk adımlarında yaralanmalardan koruduğum gibi, ilk korkulu rüyasında ona sarıldığım gibi, ilk hayal kırıklığında yanında olduğum gibi…  

                Yine bana ayrık otu olmak düşmüştü. “Ülkede bir sınav gerçeği var” “Hayat bu kadar kolay değil” “Alışması lazım” “Uygun davranmayı öğrenmeli” “Sorumluluklar” “Hep mi kolaylaştıracaksın işlerini” Tüm söylenenlere tıkadım kulaklarımı. Her şeyi elimin tersiyle itip, oğlum için beyaz bir sayfa açmaya karar verdim. Onu sisteme uydurmayacaktım. Daha yeni yeni filizlenen dallarını kesmeyecektim. O filizlerden büyüyecek, dallanacak, yapraklanacak, nefes alacak, çiçek açıp meyve verecekti benim oğlum. Sistemi neresinden tutabilirsem esnetip, ona uygun hale getirecektim. Özelliklerine uygun ev ve okul ortamını neye mal olursa olsun sağlayacaktım.

                İlk işim Batuhan’ı mahalledeki devlet okuluna yazdırmak oldu. Özel okullar bizim için artık bitmişti. Kalıplara girmekten acı çeken çocuğumu kalıplarla iş yapan, veliler tarafından kolaylıkla manipüle edilebilen ve standartların vazgeçilmez olduğu ortamlara bir daha asla sokmayacaktım.

                 Öğretmenleri gözlemlerken, yanına gelen her tür veliyle gayet insancıl ve sıcak bir şekilde ilgilenen o melek insanla karşılaştık. Batuhan’ın okul hayatını radikal bir şekilde değiştiren, tatlı, güçlü, esnek düşünen, sorumluluk alan gerçek bir eğitimci… Bugün ben de bir öğretmen olarak biliyorum ki onlardan çok az var ülkemizde. Okyanusun ortasında çırpınırken rastlamıştık ona. Tutunduk. Nefes aldık. Karayı bulmak için bir umut, bir omuz oldu bize.

                “Dersleri dinlemese kitap okusa, ev ödevi yapmasa, defter tutmasa” dedim. “Akademik hiçbir beklentim yok sizden,” dedim. “Okula göndermek zorundayım, yasal zorunluluk,” dedim. Tüm özelliklerini anlattım. Tüm yaşadıklarını da anlattım. Üzüntülerini ve hayal kırıklıklarını da…

                Ama heyecanlarını, meraklarını, farklılıklarını, açacağı çiçekleri de…

                Düşündü…

                 “Tamam,” dedi “ben idare ederim.”

                O kadardı, netti. Anladı. Sorgulamadı. ‘Ama’ ları yoktu. ‘Gerek’leri yoktu. Olduğu gibi kabul etti oğlumu.

                İşte o gün yeni hayatımızın ilk günüydü. Yeniden doğmuş, bir bebeğin her yeni günü gibi bizi heyecanlandırır olmuştu. Küçük yetişkin tekrar çocuk olabilirdi artık.  Yapılması gereken ödevler, okul şikayetleri, rehber öğretmen eleştirileri bitmiş, her gün beş yüz sayfa okuyan, okudukça rahatlayan, gelişen, öğrenen eğlenen minik bir bebeğimiz olmuştu. 

                Okula çantasında ders kitaplarıyla değil romanlarıyla gitmeye başladı. Her gün en az üç kitap oluyordu yanında. Ve o gün o kitaplar okunup eve geliniyordu. Öğretmeni ders anlatırken o sessizce kitabını okuyor, ders akışını bozmuyor, sıkılmıyor, arkadaşlarını konuşturmuyordu.

                Teneffüslerde arkadaşlarıyla koşturmaya, oynamaya başladı. Benim çocukluğumda oynadığım oyunları, körebeyi, sek seki öğrendi. Öğleden sonra eve geldiğinde zaten kazanımlarına sahip olduğu, ona basit gelen ödevlerle vakit öldürmek yerine belgesel izliyor, anne babası ve kardeşiyle zaman geçiriyor, geziyor, hayal kuruyor, proje yapıyor, kitap okuyor, kısacası yeşeriyordu tekrar.

                Tam bir sene böyle gitti. Artık bilmediği konulara denk geldiğinde kitabını bırakıyor, derse katılıyor sonra tekrar okumasına dönüyordu. Dördüncü sınıfın sonunda kütüphanesinde bin tane kitabı vardı. Kendini daha rahat planlayabiliyor, dikkat ve konsantrasyonunu rahatlıkla sağlayabiliyordu. Empatisi oldukça artmış, arkadaşlarıyla ilişkisi gözle görülür bir şekilde iyileşmişti.

                Şimdi artık 6. sınıfta, bir ortaokul öğrencisi oldu küçük adamım. Ödevlerini kendi takip eden, sınavlarına yardımsız çalışan, arkadaşları ile çok iyi geçinen, öğretmenlerinin sevdiği bir öğrenci haline geldi. Bir bilim insanı gibi düşünebilen, planlayan ve planını uygulayıp ürüne dönüştürebilen, eskisinden daha da meraklı, kendi kendine araştırıp öğrenen, öz farkındalığı yüksek bir birey oldu. Ve hala tam bir kitap kurdu...  

                Onu özgür bırakan o muhteşem öğretmen sayesinde oğlum okyanusun ortasında yapayalnız, nefessizken yolunu buldu. Şimdi kendi hızında kendi yolunda yüzerek istediği yere ulaşmaya çalışıyor. Bize ise yorulduğunda ona el vermek, gideceği yere kadar ona rehber olmak düşüyor.

                Yolun açık olsun oğlum. 






12 yorum:

  1. darısı bize banu hn... tüm aileniz ve oğlunuz adına çok sevindim.

    YanıtlaSil
  2. Banu hanım, kendi çocukluğumu, kendi gençliğimi hatırladım.
    Teşekkür ederim paylaşımınız için.
    Aynı şeyleri ben de yaşadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizde üstün zekalısınız sanırım.

      Sil
  3. Biz de benzer durumdayız. 4.sınıfı aynı şekilde okuyarak atlattık. Şimdi yeni bir okul ve eski sıkıcı sürecin içindeyiz tekrar. Oğlunuz hala derste kitaba devam ediyor mu. Kafamız çok karışık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, oğlum hala yoğun bir şekilde kitap okuyor ama dersleri dinleyebiliyor. Okumalarını evde yapıyor artık :)

      Sil
  4. Banu Hanim Allah rizasi icin bir fikir verin. Oglum 130 sinirinin cok yakininda bir iq puani almis ve test sonucuna gore sadece ustun zekalilarin alindigi bir okula kabul edilebiliyor. Ancak bazilari mutlaka ayri egitim almali derken bazilari ilkokul seviyesinde ayrismanin saglikli birsey olmadigini soyluyor. Sizin oglunuzla ilgili anlattiginiz pek cok ozellik onda da var. Yaz okulu konusunda aynen bizi anlatmissiniz. Okurken agladim cunku ben kesin hiperaktif normal degil diye dusunmus cocugu da uzmustum.
    Anaokulunda uyum ve gecim problemleri yasiyoruz. Durum tek basina ustun zekayla ilgili olmamakla beraber ilerleme de kaydettik. Haftasonu programlariyla desteklenen normal bir anasinifi ilkokul egitimi ile ustunlerin oldugu bir ilkokul arasinda verilecek en mantikli karar ne olabilir. Her ikisinde de iyi bir ogretmen oldugunu varsayarsak tabi. Yoksa en onemli sey ogretmen onu gayet iyi ogrendik. Selam ve sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üstün zekalı biri olarak okulu okuduğum için çok pişmanım.Liseye kadar okuyabildim oda açık öğretimden kopya ile yardım ile zor bitirdim.Erkin koray zamanında kızını okula göndermemişti ne demek zorunlu eğitim ya ! rockefeller denen adi zenginlerin kurduğu aptal bir sistem bu.Tek amacı sizi koyun haline getirip paranızı almak ! Doğal yaşamda yok böyle bişey ! Keşke okula göndermemenin bir yolunu bulsanız,benim gibi çok mutsuz olup çok yaralar alacaktır.

      Sil
  5. Benim oğlum malesef kitap okumayı sevmiyor ama 2 yaşından beri resim yapıyor daha kalem tutamazken halıda parmağıyla desenler oluştururdu yazınızı okurken bende ağladım okulda akademik başarı yok heceleyerek okuyor derslerde resim yapmak istiyor her zaman şikayet alıyorum ama arabanın uçağın üç boyutlu resmini çiziyor on arka üst yan görebiliyorsunuz resimde geliştirilmeye zeka korelir demisiniz küçük şehirde nasıl geliştirebilir öneriniz varmı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende parmaklarımla fırça kullanmadan resim yapardım.Alfabeyi 2.5 yaşımda öğrendim ama 5 yaşıma kadar konuşamıyordum.Yaşım ilerledikçe kitap okumaya elektronik bilgisayar ve müzik gibi konularda uzman oldum.Yıllarca şarkı bile söyledim.Çocuğunuz için endişelenmeyin onu hep yapabilirsin diye cesaretlendirin bence onun örnek alması gereken bir kahramana ihtiyacı var şu an ! stressli ve mutsuz ortamlara sakın sokmayın.Bu okul denen hapishane de dahil.Gerekirse göndermeyin okula mokula bile.Demekki görsel hafızası güçlü.Zamanla sözelide akfif olur bence biz beynimizin iki yanınıda çok iyi kullanabiliyoruz.

      Sil
  6. Merhabalar aglayarak okudum yazdklarnz.8 yasini bitirecek kizim da 4 yasindan beri kitaplarla içiçe.Yuzlerce kitabi var.Anaokulunda rehberlik ogretmeminin tavsiyesi ile viscar yapildi ve ustun zekalilar sinifinda olmasi gerektigi soylendi.Yaptirmaz olaydik.Anlattklarinizin aynisi.Hizli giden rekabetci agir dersler.Odev yapmak istemeyen okulda surekli birseylerini unutan surekli konusuyor sikayetleri.Isn kotusu hirsla kendini kaptiran sistem ile ezilen cocuklar umursamyor.iki saate varan odev sureleri ile kizimla iliskim bozuldu.Ah benim naif duygusal kitap kurdu kizim.Bu sene ikide boyle devam etmesini istemiyorum.Sistem altinda ezilmesini istemiyorum.Benimde soyledigim cumlelerdi pgretmenine akademik gelisimi umrumda degil diye oyle delice kitap okuyorduki.

    YanıtlaSil
  7. Valla ağlayarak okudum.Sizi tebrik ediyorum o çarkın içine yavrunuzu kaptırmadığınız için, analığınız için...Bu yüzden sizi seçmiş o... Biz daha yolun başındayız, ama ben de sistemi karşıma almaya hazır ve nazırım.

    YanıtlaSil
  8. Okurken gözlerim doldu keşke benim annemde bana böyle sahip çıksaydı mükemmelsiniz ! Türkiyede hiç edilmiş horlanıp aşağılanmış bir üstün yetenekli yetişkinim.

    YanıtlaSil